ilhan gerçek >> Ozgecmisim

UYAN TÜRK UYAN 30 KUPONA ALINMADI BU MEMLEKET...                              Öyle bir hayat yasadımki keskelerim olmadı yasamın kıyısında ölümün soguk nefesini hissettigim anlarım oldu asklarım sevdalarım acılarım ve hüzünlerim oldu sabaha cıkmayan gecelerde herşeyi döktüm kalemimden cıkan sözcüklere bir kitap yazdım adı herşey yalan ilhan gerçek oldu....         Not: ÇOK FAZLA SORU GELİYOR BURDA SÖYLEYEYİM EVLİ DEGİLİM          ISSIZ ADAM...      

SOHBET

· Ana Sayfa
· 1---Fotograflarım
· 2---Ozgecmisim
· 3---Videolarım
· 4---Siirlerim
· 5---Arkadaslarım
· 6---Köpişim
· 7---Elazığ Mığı köyüm
· 8---Çözümlerim
· Alevilik
· Atatürk
· Atatürk Fotografları
· Burclar
· Cizgifilm
· E-Devlet
· Elazig Türküleri
· Gazeteler
· Gerekli Köprüler
· Hava Raporu
· Incelemeler
· Kuran ve bilim
· Kuran-ı Kerim
· Nutuk
· Oyunlar
· Satranc
· Sinemalarda
· Son dakika
· Son Depremler
· Sorgulama
· Televizyon
· Trafik Kameraları
· Tv siteleri
· Tüm Haberler
· Türk adları
· Türkiye
· Uyan TÜRK Uyan...
· Veda Hutbesi
· Zirve 10

GÖRÜŞLERİNİZ
   
        LÜTFEN YAZIN

   

Pazartesi81
Salı75
Çarşamba46
Perşembe95
Cuma81
Cumartesi89
Pazar70
Toplam:120682
En Çok:479

 Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
  
 · Kayıt Ol
 · Şifremi Unuttum

 Üyelik:
 Bugün: 0
 Dün: 0
 Bekleyen: 1
 Toplam: 0

 Şu An Bağlı:
 Ziyaretçi: 10
 Üye: 0
 Yasaklı: (0)
 Toplam: 10 (0)

Şu ana kadar
434090
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç:
April 2005

Hit Bugün: 166
Hit Dün: 267

Server Tarihi/Saatı:
8 September 2010 13:59:10 EEST (GMT +3)

                 
                     Ben 25 nisan 1975 yılında Elazıgda dogdum, dogumumdan itibaren Elazıgda 5 yılım gecti 1980 de istanbula göc ettik. Elazıgda tek oda mutfak tek katlı bir gecekonduda dogmusum işte resmi bu ev :) işte Elazıgda dogdugum ve 5 yasına kadar yasadıgım ev
ailemle birlikte 5 yıl yasadık babam berberdi iş olanakları yoktu ve 5 yasında istanbula göç ettik. Elazıgda hatırladıgım fazla bişey yok ama dayımın aldıgı bırakılınca giden eski model demir bir arabam vardı, onu hiç unutmuyorum. Bir baskasında görümüştüm ve dayımda gidip aynısını almıstı, sanırım çocuklugumda bu kadar sevindigim başka bir olay olmadı.Birde birgün annem fare ölüsü verdi bana atmam için çöplüge onu götürüp komşulara vermişim annem size gönderdi diye tabi ortalık bi karıstı :) çocukluk işte... İstanbula bir kamyonun yarısı kadar bir esyayla geldigimizi hatırlıyorum, bir apartmanın bodrum katına yerlestik. Girişten bodrum ama pencereleri yanda kaldıgı için düz giriş oluyordu yandan, burası Elazıgdaki eve göre saray gibiydi 5-6 yılda burada yasadıktan sonra bulundugumuz apartmanın en üst katına tasındık işte bu resimde 25 yılımızın gectigi ev bu ise istanbula ilk gelip 25 yıl yasadımız yer
bu arada babam belediyede çalısmaya baslamıstı.
                       İlk televizyonumuzu aldıgımız zamanı bile tam hatırlayamıyorum, önünde bir mavi cam philips marka siyah beyaz televizyonu aldıktan sonra sürekli onun basından ayrılmıyordum. Zaman ilerliyordu derken okula yazıldım, ilkokulu iyi bir dereceyle bitirdim çocuklugum sürekli dışarlarda oynayarak geçiyordu yemek için eve bile gelmiyordum kapıdan ekmek arsı peynir domates alıp tekrar sokaga dönüyordum. Ortaokul yıllarına geldim bu arada erkek kardeşimin yanı sıra birde kız kardeşim oldu, orta okul yıllarımda yaz aylarında su satmaya basladım. Dedemin manavı vardı onun yanında oglu ile birlikte çalısmaya basladım. Bir el arabası vardı, el arabasıyla kavun karpuz satıyorduk sokaklarda, ilk zamanlar biraz cegingendim ama sonra işe alısmıstım çekingenligim geçmişti. Özellikle sıcak günlerde el arabasını kullanıp sonra bir kola ile yarım ekmek yaptırıp yiyorduk ögle yemeklerinde.. Bu arada kuleli askeri lise sınavlarına girdim mülakatı ve beden sınavlarını gecmeme ragmen yazılı sınavı geçemedim çok üzülmüstüm.
                        Yıllar geciyordu Mahmutpasada tezgahtarlık yapmaya basladım. Arkadaslarım gezip tatil yaparken ben çorap çamasır satıyordum bir tanıdıgımızın yanında, hem okuyor hemde yaz tatillerinde çalısmaya devam ediyordum. Bir yaz ben kendim iş buldum, beyoglunda bir giyim magazasında tezgahtarlık yapıyordum, günde 9 saat olması ve maasın azlıgı işten ayrılmamı hızlandırdı. Lise yıllarında köye gidiyorduk hemen hemen her yaz, artık çalısmıyordum 3 ay köyde kalıyorduk.  Köyde çok güzel günlerim geciyordu ve çok seviyordum köyü.
                        Köyde toprak damda yatakları serip damın üstünde yıldızların altında yatmak cok zevkliydi. Hiç canım sıkılmıyordu hergün degişik bir ugrası buluyordum kendime. Köyde tandır ekmegi sürekli yiyordduk bazen şehirden normal ekmek getirdiklerinde kuruyana kadar saklayıp azar azar yedigimi hatırlıyorum...
                         Liseyide iyi bir dereceyle bitirdim ilk yıl hiçbiyeri kazanamadım, sonra dersaneye gittim, dersaneden sonra girdigim sınavda, 47 Türkçe 55 sosyal ve 23 matematik netle Uludag iktisadı kazandım. 443 puanla ozamanlar puan sistemi farklıydı :) çok heyecanlıydım. Çünkü ilk defa ailemden ayrılacaktım, daha önce teyzemlerde kalmak dısında baska uzaklaşmamıstım. İlk kayıt yaptırmaya gittigimizde yurt çıkmamıstı, babamın tanıdıgının bir oglunun evinde kaldım, bir süre sonra yurt çıktı ve devlet yurduna yerlestim. Yurtta 2 yılım gecti ve kişiligimin olgunlasmasında önemli bir etkisi oldu, insanları tanıdım, arkadaslarım oldu, kavgalarım üzüntülerim sevinclerim... İşte kaldıgım yurt

                           Yurtta kalmaktan hiç sorun etmedim. Yurt kampusün içindeydi ve karsısında uludag vardı, akşam üstleri yurdun kantininde oturup uludaga karşı çay içmek, dısarda çok hoşlandıgım şeydi. İlk yılımda çömezlik fazla çekmedim ama sag sol olaylarını bende yasadım. ilk zamanlar yeni oldugumuz için kimse karışmıyordu ama sonra bizlerede laf vurmaya basladılar 2. sınıfta en yakın 2 arkadasım ve ben eve cıktık işte bursada kaldıgım ev bursada ögrencilik yıllarında kaldıgım ev
ev hayatı çok farklıydı. İlk zamanlar müthiş güzeldi 3 arkadas herşeyi yapıyorduk ortaklasa. Bursanın merkezinde tutmustuk akşamları biyerlere gidip oturup bişeyler içiyorduk veya sinemaya gidiyorduk.
                              Zaman geciyordu okuldan cogu zaman geri kalıyorduk, nasıl olsa notlar satılıyordu ama notlarlada iyi calısılmıyordu, her yıl derslerim birikmeye basladı 1 yıl kadar sonra ev arkadaslarımla anlasamamaya basladık, derken önce biri sonra digeri evden ayrıldı. Artık tek kalıyordum maddi olarak biraz zordu ama güzeldide karışan yoktu tektin herşeyde. Biçok arkadasım oldu bu zamanda yıllar çok hızlı geciyordu, derken kardeşimde uludag kamuyu kazandı. O da geldi 1 yıl yurtta kaldı sonra oda eve gelip yerlesti onunla konusmuyorduk... Defalarca konusma istegimi geri cevirmişti bende artık bırakmıstım.
                              Okul ile birlikte arkadasım Alişanın açtıgı saklıkent kafede vakit geciriyordum orda her hafta şiir dinletileri yapıyordum. Çok güzel bir ortam kurmustuk. Yaz tatillerim artık evde geçiyordu istanbula dönüyordum. 1999 yazıydı 15 agustosta bir rüya gördüm rüyamda marmara bölgesinin bir haritası duruyordu hertarafında kırmızı noktalar ve yanlarında rakamlar vardı. 3 4 2 6 8 bu arada bir ses bana bu deprem haritası diyordu, istanbuldada deprem olacak adaların altında 8 büyüklügünde diye ben bir taraftan haritaya bakıyordum o ses 2004 yılında .... tarihinde dedi ama ben orasını duyamadım. Çünkü olurmu yaaa gibi laflarla dalga geciyordum. Sabah bunu bizimkilere anlattım tabi bir anlam veremedik, derken 2 gün sonra 17 agustosta öyle bir sallandıkki  anlatamam hepimiz salonda toplandık ve ne yapacagımızı sasırmıstık. Çünkü ilk defa böyle bişey oluyordu o gürültü ve sallanma camların sallantısı herşey yerlere düşüyordu. Deprem gecer gecmez 1 hafta dısarda yattık benim biran önce okulu bitirmem ve dönmem gerekiyordu. Yurda dönüp kalan son derslerimide verdim ve okulu bitirmiştim artık eve döndüm okulu bitirmek çok tuaftı artık Bursa yoktu hayatımda, ve ailemin yanına dönüyordum. Biryandan iyi, bir yandanda yasadıgın özgürlük gidiyordu eve dondum yaklasık 1 yıl evde kaldıktan sonra bahar ayında askerlik dilekcemi verdim ve agustosta çıktı Malatyada kısa dönem egitim çavusu olacaktım.
                                Malatyada şöför er egitim alayında gelen acemileri egitip egitip usta askerlik yapacakları yerlere gönderiyorduk. Askerligi bir tiyatro gibi düşündüm şimdi tüm hayatı düşündügüm gibi, bu nedenle benim için çok kolay gecmişti. Nöbetlerimi çok dikkatli tutuyordum tam techizatla tim komutanı olarak tutuyordum. Kendimi bazende kaptırıyordum açıkca :) Akşamları emrimdeki 120 acemi askere yat komutundan önce koguslarında şiir dinletileri yapardım sonraki yıllarda bile beni arayıp bunun icin tşk etmeleri hep duygulandırdı.
                                Hafta sonları arkadaslarla cıkıp Malatyada kahvaltı yapıp bişeyler yiyorduk. Çok çabuk geciyordu hafta sonları, fazla bir sorunla karşılaşmadan bitirdim askerligi, bölük komutanımız askerde kalmamı istedi ama ben istanbulu özlemiştim dayanamadım ve gitmek istiyorum dedim, ve istanbula döndüm. Askere giderkende gelirkende sessiz sedasız oldu herşey, eve geldigimde iş aramaya basladım martta geldim haziranda Türkcellde müşteri temsilcisi olarak calısmaya basladım . Herşey cok güzeldi derken erkek kardeşimde okulu bitirip gelince evde yer bulamamaya basladık çünkü oda sayısı azdı ve ben gayrettepede bir daire tuttum, 1+1 mutfak banyo ve balkonu olan merkezdeydi, küçük ama benim için idealdi işte resmi istanbulda gayrettepede bizimkilerden ayrı yasadıgım ev 

                                 Sabahları kalkıp Alisamiyende kosuyordum, spor yapıyordum ve kendime bayaa iyi bakıyordum. Derken birgün büyük bir patlamayla gecenin bir vakti uyandım kapı pencere herşey dagılmıstı. Beklenen deprem oldugunu düşündüm böyle bir gürültü hiç duymamıstım. Bütün mahallenin pencere camı inmişti, sabah ögrendigimize göre lokantada dogal gaz sıkısmıs o patlamıs ama bu patlama benim acıkca aileme geri dönme fikrimi olusturdu. Onların yanında olmalıydım ve eve döndüm 1 yıl evde kaldıktan sonra arsamıza ev yaptırmaya karar verdik, ve geceleri işe gidip gündüzleri ev işleriyle ugrastım, yapı denetim, demiri, projesi, belediyesi, derken 2005 yılında evi yaptırdık ve tasındık.
                                ilk yapıldıgında 2 katlı bahceli bi yer yaptırmıstık, bodrumla toplam 3 kattı. Suan 3 katlı son katıda yaptırdıgımda dublex yaptırmay düşünüyorum en üstü .Ben giriş kata suan yerlestim aslında giriş sayılmazdı, yüksek giriş, balkonları olan bir daire fazla büyük degildi ama bana yetiyordu, bizimkilerde üst katta yasıyorlar, istedigim olmustu hem onlardan ayrı hemde onlarla birlikte suanda, Allaha şükür mutluyum. Birde köpiş aldım kendime evde uydudan tv izliyorum müzik dinliyorum, bilgisayarımla internette geziyorum, kamera görüntülerimi bilgisayarda düzenliyorum, aksam üzerleri bisiklete biniyorum, cogu zaman dısarı bile çıkmıyorum. Mayıs 2006 da işten ayrıldım artık yapamıyordum çünkü tasındıktan sonra işyerine çok uzak kalmıstım 2 saat gidiş 2 saat gelis toplamda 4 saatim yollarda geciyordu 9 saatte orda calısma 13 saat 7 saatte uyku 20 saat kahvaltı yemek 1 saat 21 saat bana 3 saat kalıyordu ve buna en fazla 1 yıl dayanabildim toplmda 5 yıl civarı turkcellde çalısmıstım müşteri hizzmetleri bölümünde çeşitli departmanlarda. Daha sonra hazine müsteşarlıgı sınavlarına girip finansal danışmanlık ünvanı aldım 1 yıl kadar finansal danısmanlık yaptım bireysel emeklilik ve hayat sigortaları satışı sonra ordanda ayrıldım daha sonraki iş deneyimlerim biraz daha kısa sürdü bir kargo firmasında şube müdür yardımcılıgı yaptıktan sonra ücret yetersizliginden ayrıldım sonra fastfood sektöründe yine yönetim kademesinde işe başladım gece düzensiz eve gelmelerim olunca ilerisi icin sorun olacagını düsünerek istifa ettim. Bunların haricinde bir şirketin dönemsel 6 aylık çagrı merkezi kurulumu elemanların işe alımı egitim verilmesi ve yönetimini yaptım ve sözleşme bitimi şirketten ayrıldım
                                  Zamanımın çogunu evde geçiriyorum. Aslında evde vakit gecirmeyi seviyorum burcumun özelligide o sanırım. Bahce ile ugrasıyorum internette geziniyorum. Çok güzel yemek yaparım 7 yıl bursada yanlız kalınca ögreniyor insan. Ayrıca çok güzel çikolatalı pasta yapıyorum işte buda resmi
işte yaptıgım pasta 
                                 Evimde herşeyin yerli yerinde olması hoşuma gidiyor. Kaliteye önem veririm birşey alıcagım zaman kaliteli iyisi olsun az olsun derim hep. Modayla işim olmaz bana yakısan ve kullanabiliyorsam hala kullanırım bu nedenle müsrif degilim. Kendi düşeni bırak düşsün itileni tut mantıgını tasırım. Şimdi çok uzun zamandır düşündügüm ama bir türlü yapamadıgım keman çalmayı ögrenmeyi düşünüyorum. Bir tane keman aldım kendime ama cok zormus ya :) .İçimde kalan tek ukte hep Polis olmak istemişimdir ama kısmet olmadı Taktiri İlahi diyorum denecek baska bişey yok :(..şimdi eve geldigimde laptopumu alıp bahceye veya balkona cıkıyorum kendime bi çay yapıyorum bergamut aromalı püfür püfür rüzgarda çayımı yudumluyorum bahcemde üzümlerden toplayıp yiyorum taze taze domates biber salatalık dalından koparıyorum meyve agacları diktim onların meyvesinden yiyorum ;)Bahçemde hamağımda yatıp dinleniyorum
                                 
      Çok zorluklar gördüm ama yılmadan sürekli çalıstım çabaladım çok şükür suan mutlu olmamı saglayacak herşeyim var ve en önemlisi hayatın bir sınanma oldugunu farkettim ve düşüncelerin aslında canlı oldugunu ve düsündügüm herşeyin iyi kötü gerceklesebildigini gördüm bu nedenle boş yaşamıyorum artık...